for more information

visit www.harunyahya.com
Showing posts with label yahya. Show all posts
Showing posts with label yahya. Show all posts

Monday, August 24, 2009

ARCHAEOPTERYX MÜKEMMEL BİR UÇUCU KUŞTUR


Archaeopteryx muhtemelen ilk kuşlarla ilgili olarak tüylerin ve uçuşun en eski kökeni ile ilgili pek bir şey söyleyemez, çünkü Archaeopteryx, MODERN ANLAMDA, BİR KUŞTUR. (Hank Hanegraaff, Fatal Flaws "What Evolutionists Don't Want You To Know", W Publishing Group, 2003 s. 19)

  • Darwinistlerin Archaeopteryx’in bir ara form olduğuna dair iddiaları büyük bir aldatmacadır.
  • Archaeopteryx dişleri ve pençelerinde tırnakları olan mozaik canlıdır. Günümüzde yaşayan iki tür kuşta, Touraco corythaix ve Hoatzin’de dallara tutunmaya yarayan pençeler vardır. Geçmişte aynı zamanda başka dişli kuşların yaşadığı bilinmektedir.
  • Ayrıca dişler, dinozorların diş yapılarından çok farklıdır. Bu kuşların atası olduğu iddia edilen Theropod dinozorlarının dişlerinin üstü testere gibi çıkıntılıdır ve kökleri de dardır.
  • Aynı araştırmacılar, aynı zamanda Archæopteryx ile onun sözde ataları olan Theropod dinozorlarının bilek kemiklerini karşılaştırmışlar ve aralarında hiçbir benzerlik olmadığını ortaya koymuşlardır.
  • Darwinistler daha önceden uçmak için gerekli kasların tutunduğu gögüs kafesinin altında bulunan göğüs kemiğinin var olmadığını iddia etmişlerdi. Fakat 1992 yılında bulunan yedinci Archæopteryx fosilinde göğüs kemiği vardı. Bu bulgu canlının uçamadığına dair tüm iddiaları ortadan kaldırmıştır.
  • Archæopteryx'in günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, canlının mükemmel olarak uçabildiğini göstermektedir.
  • Archæpoteryx'in uçuş tüylerinin geometrisi modern uçucu kuşlarınki ile tamamen aynıdır, uçucu olmayan kuşların ise tüyleri simetriktir. Tüylerin kanat üzerindeki düzeni de modern kuşlarınkiyle benzerdir... Uçuş tüyleri en az 150 milyon yıldan beri durağandır (değişmemiştir). (Robert L. Carroll, Patterns and Processes of Vertebrate Evolution, Cambridge University Press, 1997, s. 280-81)
  • A. D. Walker, Archaeopteryx'in kulak bölgesini de incelemiş ve kulak yapısının günümüz kuşları ile aynı olduğunu belirtmiştir.
  • Wales Üniversitesi, Biyoloji Bilimleri Enstitüsü'nden J. Richard Hinchliffe embriyolar üzerinde modern izotopik teknik kullanarak, kuşların kanatlarının II, III ve IV. parmaklardan oluşurken, Theropod dinozorlarının ellerinin I, II ve III. parmaklardan oluştuğunu saptamıştır. Bu Archæopteryx-dinozor bağlantısını savunanlar için büyük bir problemdir. Hinchliffe'nin araştırma ve gözlemleri, ünlü bilim dergisi Science'ın 1997 yılındaki bir sayısında yayınlanmıştır.
  • Archæopteryx'in atası olarak gösterilen theropod dinozorları, aslında Archæopteryx'ten daha gençtirler.
  • En önemlisi, ARCHÆOPTERYX İLE AYNI DÖNEMDE YAŞAMIŞ OLAN MÜKEMMEL UÇUCU KUŞLARIN BULUNMASIDIR. 140 milyon yıllık LIAONINGORNIS ve 120 milyon yıllık CONFUCIUSORNIS mükemmel birer uçucu kuşturlar.

Darwinistlerin masallarını anlatan bir video

EVRİMCİLER NE DEMİŞLERDİ, NASIL YALANLANDI 2

Haeckel’in embriyo çizimleri:
Ne demişlerdi:
Haeckel’in çizimlerine bakarak insanın anne karnındaki gelişim evrelerinde kurbağadan insan ceninine sözde bir evrim geçirdiğini, türler arasında da bu tür bir evrimleşmenin yaşanmakta olduğunu iddia etmişlerdir.
Ne oldu:
Haeckel’in embriyo çizimlerinin sahte olduğu, farklı canlıların embriyo resimlerini kullanarak kasıtlı olarak insan embriyosu gibi gösterdiği anlaşıldı. Haeckel sahtekarlığını şöyle itiraf etti:
Bu yaptığım sahtekarlık itirafından sonra kendimi ayıplanmış ve kınanmış olarak görmem gerekir. Fakat benim avuntum şudur ki; suçlu durumda yanyana bulunduğumuz yüzlerce arkadaş, birçok güvenilir gözlemci ve ünlü biyolog vardır ki, onların çıkardıkları en iyi biyoloji kitaplarında, tezlerinde ve dergilerinde benim derecemde yapılmış sahtekarlıklar, kesin olmayan bilgiler, az çok tahrif edilmiş, şematize edilip yeniden düzenlenmiş şekiller bulunuyor. (Francis Hitching, The Neck of the Giraffe: Where Darwin Went Wrong, New York: Ticknor and Fields 1982, s.204)
At serisi:
Ne demişlerdi:
50 milyon yıl önce dört tırnaklı tilki büyüklüğündeki bir canlıdan bugünkü atın oluştuğunu iddia ettiler ve bunun için soyu tükenmiş birbirleri ile hiçbir tür bağlantısı olmayan canlıları kendilerine göre gitgide boyları büyüyen, fakat tırnak sayıları azalan bir canlı sıralaması yapıp at serileri oluşturdular.
Ne oldu:
Yeni bulunan fosiller nedeniyle at serisi defalarca değiştirildi. Sonunda farklı tarihlere ait farklı tırnak sayısında farklı canlıların oluşturduğu at serisinin bir sahtekarlık olduğu ortaya çıktı. 47 milyon yıllık at kafatasının bulunmasıyla da sahtekarlık iyice ortaya çıktı.
Archaeopteryx:
Ne demişlerdi:
Fosilin pençelerinde tırnakları ve ağzında dişleri olduğu için dinozorlardan kuşlara ara form olduğunu iddia etmişlerdi.
Ne oldu:
Science dergisinin ve pek çok Darwinist’in itiraf etmiş olduğu gibi, canlının mükemmel uçma yeteneğine sahip olan bir kuş olduğu ortaya çıktı. Archeaopteryx ile aynı dönemde yaşamış mükemmel kuşların fosilleri ortaya çıktı. Liaoningornis ve Confuciusornis, Archaeopteryx ile aynı dönemde yaşamış mükemmel kuşlardır.
Sanayi devrimi kelebekleri
Ne demişlerdi:
İngiltere’de sanayi devrimi sırasında, koyulaşan ağaç kabukları üzerinde açık renkli kelebeklerin kuşlar tarafından avlandıkları, koyu renkli kelebeklerin doğal seleksiyonla seçildiklerini ve bu durumun iş başında evrime bir delil teşkil ettiğini söylemişlerdi.
Ne oldu:
Güvelerin hiçbir zaman gündüz ortalığa çıkmadıkları ve ağaç kabuklarına hiçbir zaman konmadıkları, ağaçların görünmeyen iç kavuklarında saklandıklarının ortaya çıkması üzerine yapılan araştırmada koyu renkli kelebeklerin, ağaç kabuklarının üzerine Darwinist bir biyolog olan H.B.D. Kettlewell tarafından yapıştırıldıkları anlaşıldı.

Sunday, August 23, 2009

SCIENTIFIC AMERICAN: "IDA ARA FORM DEĞİLDİR"

HAYALİ 'KAYIP HALKA' IDA HAKKINDA DARWİNİSTLERİN HİÇ BAHSETMEDİĞİ ASIL GERÇEKLER

Darwinist David Attenborough, geçtiğimiz günlerde çarpıcı bir buluş iddiasıyla ortaya çıktı! İddiasına göre, insanın hayali evrimindeki “kayıp halka” artık kayıp değildi! Oysa, özel yayınlar ve tanıtımlarla insanlara olağanüstü bir buluşmuş gibi sunulan fosil “Ida”, aslında sadece soyu tükenmiş bir lemura aitti.

Fosil Ida, oldukça kapsamlı bir propagandayla ABC, BBC, Guardian gibi çeşitli internet sitelerinde “insanın atası” olarak lanse edilmeye çalışıldı. Bu öyle bir propagandaydı ki, tüm Darwinist yayınlar el birliğiyle bunun gerçekten de beklenen ama bir türlü elde edilemeyen fosil olduğunda hemfikirlerdi. Fakat ele geçentek şey, oldukça iyi şekilde korunmuş bir lemur fosilinden başka bir şey değildi. Peki Darwinistler Almanya’da bulunan ve yaklaşık 47 milyon yıllık olduğu tahmin edilen bir lemur fosilini hangi iddiayla insanın atası ilan etmişlerdi?

Darwinistlerin fosil üzerinde spekülasyonlarına sebep olan şey, fosil üzerindeBULMADIKLARIYDI! Fosil bir lemura aitti, fakat günümüz lemurlarından biraz daha farklı diş ve pençe yapısına sahipti. Dolayısıyla geçmişte yaşamış ve soyu tükenmiş bir lemur türünü temsil ediyordu. İşte tüm Darwinist yaygara, bunun üzerine bina edilmişti.

%95’i korunmuş ve iç organları bile fosilleşmiş olan bu canlı, aslında mükemmel bir canlı idi. Yapısında tek bir tane bile yarı gelişmiş, eksik veya işlevsiz yapı yer almamaktaydı. Dolayısıyla bir ara form olarak kabul edilmesi imkansızdı. Fakat buna rağmen Darwinist medya, bu mükemmel fosili ara form ilan edip olay haline getirdi. Science Daily fosil için “olağandışı” açıklamasını yapıyordu. Sky News ise daha da ileri giderek fosili “dünyanın sekizinci harikası” ilan etmişti. Darwinist David Attenborough, “bu canlı bize diğer memelilerle olan bağlantımızı gösterecek” diyor ve ardından, “kayıp olduğu söylenen halka, artık kayıp değil” açıklamasını yapıyordu. Attenborough, bu ifadesiyle aslında açıkça, insanın hayali evrimine yıllardır kayıp halka olarak gösterilen kafataslarının geçersizliğini de bir bakıma kabul etmiş oluyordu. Yanıldığı nokta ise, mükemmel bir lemur fosilini insanın atası zannetmesiydi.

Darwinistlerin bazıları bile, bu yaygarayı garipsediler. Nature dergisinin baş editörü Darwinist Henry Gee, “kayıp halka” teriminin bu canlı için kullanılmasının yanıltıcı olacağını açık bir dille ifade etmişti. Ve bu açıklama haberin verildiği tüm Darwinist kaynaklarda belirtilmekteydi.

Bütün bu yaygaralar koparılırken, ortaya çıkan tablo tam olarak şu gerçeği tüm dünyaya gösteriyordu: DARWİNİSTLERİN ZAVALLILIĞINI. Durumlarının çaresiz olduğunun farkına varan Darwinistler, soyu tükenmiş mükemmel bir lemur fosilini alıp, “insanın atası” diyecek kadar zavallılaşmışlardır. Ida'nın bir "kayıp halka" olmadığı ve hiç bir ara form özelliği göstermediği Ağustos 2009 tarihli Scientific American dergisinde de itiraf edilmiştir.

OYSA GERÇEK ŞUDUR:
Dünyada yaşamış türlerin %90’ının soyu tükenmiştir. LEMURUN İSE 99 TÜRÜ VARDIR. Ve bu 99 türün 16’SININ SOYU TÜKENMİŞTİR. Yeni bulunan fosillerle de soyu tükenmiş lemur türlerinin sayısı artmaktadır. Pek çok tür ise tükenip kaybolmuştur.
Bulunan fosil IDA DA SOYU TÜKENİP KAYBOLAN LEMUR TÜRLERİNDEN BİRİDİR. Bu fosil, diğer bulunan soyu tükenmiş türler gibi HİÇBİR ARA FORM ÖZELLİĞİ GÖSTERMEMEKTEDİR, MÜKEMMEL BİR CANLIDIR. Ve bu, YARATILIŞ GERÇEĞİNİN EN BÜYÜK DELİLLERİNDEN BİRİDİR.
Darwinistler, hakkında bolca spekülasyon yaptıkları bu fosil ile ilgili gerçeklerin ortaya çıkmasından korktukları için işte şu gerçeklere değinmemişlerdir:
1. Fosilin %95’i tamdır. Dolayısıyla canlının, iç organları dahil, tüm detaylarını inceleyebilmek mümkün olmuştur. ve canlı, türlere has değişkenlik gösteren birkaç detay dışında tüm özellikleriyleMÜKEMMEL BİR LEMUR TÜRÜDÜR.
2. Darwinist yayınlar, Ida’nın bükülebilen baş parmağının olduğunu ve bu özelliğin diğer memelilerden farklı ama insan ile aynı olduğunu iddia etmişlerdir. Oysa bugün yaşayan lemurların da başparmakları bu şekildedir.
3. Aynı şekilde Darwinistler Ida’nın tırnaklarının olmasını da iddialarına delil olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Oysa diğer primatların da tırnakları bulunmaktadır.
4. Darwinistler Ida’nın ayak bileği kemiğinin “insanınki ile aynı olduğunu” iddia etmişlerdir. Oysa canlının ayak yapısı insanınkinden tümüyle farklıdır. Ayaklardaki tek bir kemiğin benzetilerek diğer farklılıkların ihmal edilmesi, Darwinist propagandanın en bilindik yöntemidir.
5. Darwinistler günümüz lemurlarının aksine, fosilin çenesinin ön kısmında sık dişlerin bulunmadığını ve ayrıca tımar pençesinin olmadığını belirtmiş ve bunu iddialarına delil olarak göstermeye çalışmışlardır. Oysa canlının dişleri, maymun dişleri ile benzerlik göstermektedir. Tımar pençesinin olmaması ise türe has bir özelliktir. Bu özelliklerin, türlere has varyasyonlar barındıran soyu tükenmiş bir lemurda bulunmaması, bu canlının evrimleştiğinin delili değildir. Bu canlının “insanın hayali atası olduğunun” ise hiçbir şekilde delili değildir. Canlının dişleri de parmakları da mükemmeldir. Evrimleşmekte olan, yarı gelişmiş, eksik veya anormal bir özellik sergilememektedirler.
6. Fosil aslında 1983 yılında bulunmuştur. Ve bu büyük sansasyonun yapılması için tam 26 yıl beklenmiştir. Bu uzun bekleyişin sebebi, muhtemelen Darwinistlerin en ihtiyaç duydukları anda, tamamen çökmüş ve yıkılmış oldukları anda, fosilin spekülasyon malzemesi olarak kullanılacak olmasıdır. Fosil, herhangi bir lemur fosili olarak niteliğini korurken, birdenbire, Darwinistlerin en büyük buluşu haline getirilmiştir.

Darwinistlerin bu fosil üzerinde yaptıkları tüm spekülasyonlar, “bu özellik insana benziyor” gibi tümüyle bilimsellikten uzak bir mantığa dayanmaktadır. Canlılar elbette birbirlerine benzerlik gösterirler. Fakat bu sahte evrimin kanıtı değildir. Darwinistler benzerlikleri hayali evrimin delili olarak sunacaklarına, gerçek bir ara fosil getirmeli, canlıda gelişmekte olan eksik, yarı gelişmiş, anormal yapıları göstermelidirler. Ancak böyle bir şeyi yapabilmeleri imkansızdır. Çünkü bu lemur da, tüm diğer canlılar gibi, Yüce Rabbimiz tarafından yoktan ve mükemmel hali ile yaratılmıştır. Fosiller bunu kanıtlamaktadır.

Sonuç:
Ida, herhangi bir canlı fosilinin Darwinistler tarafından nasıl çarpıtılabileceğinin, sahtekarlık ve provokasyon ile İNSANIN ATASI OLARAK SUNULABİLECEĞİNİN en net örneğidir. Bu fosil hakkında koparılan yaygara, aynı zamanda uzun zamandır anlattığımız Darwinist propagandanın sahte temellerine yeni ve taze bir örnek olarak kendini göstermiştir. Darwinistler hala bir fosil hakkında yoğun propaganda yaptıkları zaman, insanları istedikleri gibi yönlendirebilecekleri, aldatabilecekleri yanılgısına devam etmektedirler. Oysa insanlar uzun zamandır kendilerine anlatılanlarla Darwinist propagandanın nasıl sahte yöntemlerle işlemekte olduğunu çok iyi bilmektedirler. Dolayısıyla “insanın atası” diye ortaya çıkarılan mükemmel bir lemur fosilinin, bu sahte propagandanın bir parçası olduğunu hemen anlamışlardır.
Ida ile ortaya çıkan sonuç, Darwinistlerin şiddetli bir çaresizlik yaşadıkları gerçeğidir. Yıllar boyunca “ara fosil” ilan ettikleri fosilleri sahte olduğu için birer birer literatürden çıkarmak zorunda kalan Darwinist bilim adamları, şu anda, pervasızca, yepyeni bir sahtekarlığın savunuculuğunu yapmaktadırlar. Darwinizm’e göre, trilyonlarca olması gereken ara formların ise BİR TANESİ BİLE YOKTUR.Bu sahtekarlığa artık kimse inanmamaktadır. Darwinistler, bu sapkın teorinin sonunun geldiğini, gömülüp gittiğini kabul etmek zorundadırlar.

kaynak: www.harunyahya.org

Friday, August 21, 2009

evrim neyi açıklıyor

aslında bu soruya evrim neyi açıklamıyor diye cevap vermek daha kolay, çünkü evrim neyi açıklıyor sorusunun cevabı büyük bir boşluk.
bu sayfada evrime dair herşeyi konuşacağız